181 defa okundu
TİYATRO , SEYİRCİLİK VE VEFADA HANGİ NOKTADAYIZ
Uluslar arası başlıkta bir Zeytin festivali Gün Pazar saat uygun, Konuşmacı İstanbul’dan gelen bir öğretim üyesi ve konu güncel .
Stresi tanımlama ve yönlendirme.salonda ortalama 20 bayan ve tek bir erkek bendeniz. Acaba kadınlar matinesi nemi geldim yoksa Deve güreşleri sahasına (ARENA-roma gladyatörlerini hatırlatıyor.) gidip fotoğrafmı çekmem gerekiyordu.Yönetim ve protokolden kimsede yok oluşu ayrı bir anlam mı taşıyordu bilemedim..Zeytinyağlı yemek yarışmasındaki gurup, protokol neredeydi acaba. Bir söz aklıma geldi, Doğa hayvanları , Kültür insanları korur diye, bu nedenle Tiyatro konusundaki ilgiyi merak ettim. Günlerce belediye hopörleri ile halkı davet anonsu, direklerde afişler, konu Fakir Baykurt yazarın meşhur eseri “Yılanların Öcü” Yıllardan beri filmlere , tozlu sahnelere konuk olmuş baş yapıt..Halende Türkiye’mizin bir aynası..
Kısacası Tiyatro severler için kaçırılmayacak bir fırsat.Üstelik de bedava ve de sömestre tatili, günlerden Cuma saati de çok uygun…..
Oyunun başlamasından 15 dakika.salona eşimle girince birden şok olduk.boş sandalyeleri ve sahnede oturan oyuncuları görünce, şaşkınlıkla, pardon ön çalışma (Prova) yapıyorsanız dışarı çıkabiliriz dedim,.baş rol oyuncusu şaşkın olarak yanımıza gelip ilk siz geldiniz, seyirci yok, galiba iptal edeceğiz deyince şaşkınlıkla ama biz tiyatro sever olarak varız diyebildik.
Son beş dakikada bir aile, bir kaç kişi ile salonda yanılmıyorsam seyirci olarak 10 kişi olduk. (görevliler hariç.) Cuma mesai saati dersek, bölgeye büyük şehirden gelmiş sanata destek çıkmak isteyen yüzlerce emekli, tatilci kişiler nerede diye merak ettim…Akşamki oyundaki sayıda yine yetersizdi bence.
Bence Belediye görevlilerinin bu konuda bir kusuru kesinlikle yok.görevlerini yerine getirirken acaba sadece yanlış salonun mu kurbanı olduk diye bir an düşündüm.Burası Tiyatro sahnesine uygun değil, keşki sertifika töreni burada olsaymışta Tiyatro hakkı olan sahnede.
Birden büyük şehirlerdeki Tiyatro Sevgisi ve yaşantımız aklıma geldi.
Günlük gazetelerden Turneye çıkacak eser ve günleri takip etmek günlük hava tahmin raporunu incelemek gibi güncel bir alışkanlığımızdı.Devlet tiyatrolarının Aylık programlarını alır ve yaşantımızı hatta seyahatlerimizi ona göre yönlendirirdik.Bu arada dostlarımıza telefon edip buluşma, bir arada özlem giderme anıları yaşardık. Araçlarımıza park yeri bulmak., kılık kıyafetlerimiz, cep telefonlarımız, oyunda sessizlik, girip çıkma yasakları, hele hele fotoğraf çekmenin imkansızlığını gururla yaşardık.Buradaki gibi fotoğraf çekeceğim diye önde oturup, sandalyeleri ters çevirmek, hatta yorgunluktan elimizin üzerine başımızı koyup uyumak ,oyuncuların dikkatini dağıtmak gibi olayları rüyamızda bile göremezdik. Neyseki oyun bitiminde özellikle ön sıradakilerin ayakta alkışlama saygısını öğrenebilmiştik.Alkış bile olsa baş rol oyuncusunun yıllardan beri şu kadar seyirci karşısında oynamanın mutluluğunu yaşadık fakat hayatımızda ilk kez bu kadar az seyirciye ilk defa bu sahnede oynamış olduk.İnşallah akşam matinesinde bu şanssızlığı bir daha yaşamayız ,demesi yüzüme bir tokat gibi inmişti.Nasıl inmesin bütün yaz gelen dostlarımın kent girişindeki anlamını sorduğu beylik yazı aklıma geldi.(Kültürlerin Aydınlıkla buluştuğu Işık sahillerinde mi yaşıyorduk,)
Birde kuvvai milliye torunu ve ilk kurşun diye övündüğümüz bir topraklardayız ve bunu temsil eden,Uşak,Manisa dan sonra Türkiye’mizin üçüncü büyük anıtıda sahibiz Üstelik bunu yapan,Dünyanın bir nolu eserine sahip.Devlet sanatcısı Prof.Dr.Tankut Öktem,Merhumun son eseri,üstelik kumladaki Atölyesine ziyaretine giden sanatcı gurup en son Burhaniyelilerden bir guru.p(isimleri anıtın girişinde mermer tablette yazılı.).Trafik kazasında rahmetli olmasaydı Meclis kararına göre Fahri hemşerimizdi…,Birinci anma yıl dönümünde Gençlik merkezinde bir tören yapıldı.Yönetim istekleri doğrultusunda,katılımcılardan bir saat içinde 5 metrelik imza dilekçesi hazırlandı. Yönetimin Rahmetlinin adını yaşatacağı,Bir sanat evinde ve de festivalda ismini kullanacağını vurgulamışlar,Anıtta biyografisini yazmayı halkımızla paylaşmak ve bilgilendirmeyi kararlaştırmışlardı.Bir çok sanatçı gibi yararlı izlerini Burhaniye’ye görkemli bir şekilde kazıdığı kıymetini anlamak yerine,vefatından sonra bile ailesinin vasiyet diye kullanma hakkını verdiği esere bile sahip çıkamamıştık, Kaldı ki ana yoldan geçenlerin uçak gururu kadar Kuvai milliye anıtının tanıtım afişini görmeleri,burada park etme ihtiyacını hissettirecek bir girişimi yıllardır beklemektedirler.Türkan Saylan hocamızın gururla andığı bir Tankut hocayı anmak ‘TANKUT ÖKTEM HOCA DÜNYADA VE TÜRKİYEDEKİ EN İYİ ATATÜRK HEYKELİ YAPAN YONTUCUDUR..BENİM GÖNLÜM ÖYLE İSTİYORDU Kİ TÜRKİYENİN DÖRT BİR YANINDAKİ O ÇİRKİN, ORANTISIZ ATATÜRK HEYKELLERİ CIKSIN,YERLERİNE TANKUT HOCANIN ATATÜRK HEYKELLERİ GELSİN. Sinema sanatçısı hemşerimiz diye böbürlendiğimiz,Necdet tosunun (çocukluğumdaki filmlerin sevimli kahramanı.),yaşayan oğullarını festival afişlerinde yaşatmaktan,dahası zor ve masraflı veya Bir merhumun buna ihtiyacımı var…..Gidenlerin unutulduğu vefasız bir dünyada mıyız ,Gazeteci Levent Pamirol,un eliyle diktiği Sağlık meslek önündeki küçük camlığa isminin verilmesi Radyo yayınındaki sözü gibi her şeyi geçiştirmek güncel kuramlıdır anlayamıyorum Bugün bile kent kamutayı üyelerini ve kültüre düşkün insanlarımızı,İnci hocamızın sunumunda ,Barış Manco parkında boş yere aradı gözlerim..Bir çok konuda aynı filmi seyreder gibiyim,Ortak değerlerimi.yaşamdaki birikimlerimizi,geldiğimiz kentlerdeki dostlarımızı yararlı olacak konumda tanıtıp paylaşıyor muyuz,yoksa Zamanı geçiştirecek konumda egolarımızı tatminmi ediyoruz bu yalancı dünyada.Farkında mıyız bilmiyorum Hayatımız silgi kullanmadan yapılan resim gibi,dün ve bugünkü resmi yan yana getirince çok şaşırıp, havada ucan sözleri hatırlamakla acaba hatamı ediyoruz.
Benzer Konular :

Tweet This
Share on Facebook
Digg This
Save to delicious
Stumble it
RSS Feed











OBJEKTİFİN GÖZÜNDEN
Fotoğrafçılığı ‘Ara Güler’ Hoca ‘makinanın gözünden tarih yazmak’ diye tanımlıyor. ‘Makinanın duyguları, fikirleri yoktur. Taraf tutmaz, gördüğünü kaydeder’ diyor.
Haşmet bey iyi bir fotoğrafçı. Yazısı ‘iyi çekilmiş ama iyi banyo edilmemiş negatif gibi’ olmuş. Tespitler süper, yorumlar aşırı zorlama…
Ama bütün ‘negatif’ler değerlidir, saklanır…
şifreli sanatcı dostum.Konular yılların birikimi ve güncel olunca mecburen bayat banyoda tesbit ediliyor.Konudaki amac unutulanları,yönetim ve halkı dile getirmek olunca mecburen kokteyl misali olarak sadece belli bir kişilere iletilen mesaj niteliğinde oluyor.halbuki acıklanan her bir konu ayrı bir öykü konumundadır..
1963 yılından bu yana fotoğraf hocalarımın bana verdikleri emekleri yeni nesle aktarmak görevinde misyonerlik yapmaktayım.
GÜLTEKİN CİZGEN hocam derki,Fotoğraf,doğaya ve insana doğru yerden bakma ve gözleme sanatıdır.Fotoğrafcı,fotoğraf işini ve mesleğini standartlar icinde cözen kişidir.Yapıtın icindeki felsefede sanattır.Fotoğraf toplumsal sorunları sergiler ama cözüm ve öneri getirmez,tarihin sessiz, belgeselci bir tanıgıdır……
Şifreli dostuma ek bilgi…..Fotoğrafta bakmak ile görmek arasında önemli bir cizgi vardı.Özellikle makinenin bu konuda aracılıktan başka bir görevi yoktur.asıl olan makinenin arkasındaki insanın deklanşöre basma zamanında doğru yerde ve bakış acısında olmasıdır.
Keşke,
Kelimeler yerine
Deklanşörü kullansaydınız!
Anlaştığımızı sanıyorum…