775 defa okundu

PKK TERÖRÜ BURHANİYE’DE KINANDI


Kana susamış PKK terör örgütü Burhaniye Cumhuriyet Meydanında yapılan miting ile kınandı.

Mitinge CHP, İşçi Partisi, Atatürkçü Düşünce Derneği, ÇYDD, Eğitim-İş, Tür Eğitim Sen, Milliyetçi Hareket Partisi, sivil toplum örgütleri ve vatandaşlar katıldı. Binlerce vatandaş hep bir ağızdan şehitler Ölmez, vatan bölünmez, askere uzanan eller kırılsın, Her Türk Asker Doğar gibi sloganları ile terör örgütü protesto edilirken, Milliyetçi Hareket Partisi camına asılan Pankart ise ilgi çekti. “Kızıyoruz! Terör örgütünün Siyasi temsilcisi BDP’yi Burhaniye’de istemiyoruz” dendi. Daha sonra miting saygı duruşyu ve istiklal marşının ardından ilk sözü ADD Burhaniye İçe Başkanı Güler Akıncı aldı. Akıncı şunları söyledi “Karanlık bir dönemden geçiyoruz. Hem de zifiri karanlık. Taşları bağladılar, itleri salıverdiler. PKK can almaya devam ediyor. Türkiye Cumhuriyetine, Türk ulusuna, Orduya meydan okuyor. Yine şehitler verdik. Gün geçmiyor ki şehit haberleri gelmesin. Gün geçmiyor ki bir ocağa ateş düşmesin. Fidanlarımız yok oluyor. Analar, babalar, yavrular, eşler, sevdalılar ağlıyor. Kan ve gözyaşı sel olmuş akıyor. Önceki gün 5 polisi, üçü çocuk dört vatandaşımızı aynı günün gecesinde 26 vatan evladını daha çuvalcı Amerika’nın taşeronu çapulcu PKK nın saldırıları sonucu yitirdik, bir o kadar da yaralımız var.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Artık Şehit cenazeleri görmek istemiyoruz. Durduracak olan da öncelikle iktidardır. Hükümet şikâyet edecek durumda değildir. 9 yıldır devletin tüm kurumlarını istediği gibi düzenlemiştir. İstihbaratından, güvenlik güçlerine varıncaya kadar, sağlık personelinden taşıma sektörüne kadar atadığı kadrolarıyla yönetime kesin hâkimdir. Her şey denetimi altındadır. Çözüm bulma konumunda olmasına karşın siyasal irade ortada yok bugün. Siyasal irade mücadele direncini yitirmiş. Amerika tarafından teslim alınmış. Siyasal irade ABD’nin emrine girmiş. Siyasal irade, PKK ile savaşı bırakmış, Türk ordusunu dağıtma savaşı veriyor. Ordu komutanları çete muamelesi görüyor. PKK komutanları el üstünde. Komutanlar tutsak, Komutanlar terörist sayılıyor; ama PKK, vatanını savunan gerilla konumunda. Öte yandan bugün bu yanlış politikalar ve buna paralel düzenlemelerle askerin eli kolu bağlanmış, terörle mücadele edemez konuma sokulmuştur. Asker operasyon yapmak için Validen izin almak, operasyon sonunda Savcıya ifade vermek zorunda bırakılmış, adeta teröre karşı inisiyatif kullanamaz terör örgütünün saldırısını bekler konuma sokulmuştur. Açılan davalarla halkının gözünde itibarsızlaştırılmaya çalışılmakta olduğu gerçeği de bu yanlış politikaların eseridir.

 Siyasal irade dünyaya emperyalizmin ve ümmetçiliğin penceresinden bakıyor. “Ulusalcılık”, “ulusal bilinç”, “tam bağımsızlık” kavramlarını silmiş kitabından.  

 1984’te başlayan PKK terörü 90’lı yılların sonunda koalisyon hükümetlerinin ulusalcı politikaları ile sonlandırılmış iken, ABD ve AB desteğinde iktidara gelen AKP döneminde özellikle Habur açılımından sonra ivme kazanarak bugünlere gelinmiştir.  Bugün yaşanan olayın aslını bir kez daha söyleyelim: basına yansıdığı için artık gizliliği kalmayan İmralı- PKK –İktidar ilişkilerinden anlaşıldığına göre; terör örgütü aldığı vaatler karşılığı referandum ve seçim sürecinde sessiz kalmış böylece iktidara %50 oy kazandırmış, iktidarını sağlamlaştırmıştır. Şimdi o vaatlerin yerine getirilmesini hatırlatmaktadır ve istediklerini alana kadar şiddeti Türkiye genelinde tırmandıracaktır.

Devlet, kapalı kapılar arkasında canilerle görüşüyor. Suçsuz günahsız, savunmasız insanları, kadınları, çocukları katleden bir cinayet şebekesi ile müzakereler yapıyor, liderlerine “SAYIN” diye hitap ediyor ama adam yerine koyup Türk subayının düşüncesini sormadığı gibi bilakis PKK lılardan rahatsız oldukları asker ve güvenlik görevlilerinin isimlerini istiyor. Katiller bir taraftan cinayet işliyor, bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile pazarlık yapıyor.

İktidar asıl düşmanı bırakmış üstüne vazife olmayan işlerle, Suriye ile uğraşıyor. Amerika’nın isteklerini yerine getirmeye çalışıyor. BOP planını gerçekleştirmek için mücadele veriyor. BOP eşbaşkanlığı yapıyor. Kandil yanı başında, ihanet çeteleri yanı başında. Elini uzatsa tutacak. İhanet çeteleri Irak’ın kuzeyinde, ama gidemiyor oralara. Bir İran kadar olamıyor. Çünkü Amerika izin vermiyor. Çünkü kapalı kapılar arkasında “Kuzey Irak’a ve Kandil’e asla girmem” diye sözler verilmiş. İmzalar atılmış. İki sayfa, dokuz maddelik anlaşmalar yapılmış. İktidar, PKK’yı koruyan, kollayan, ona yataklık yapan Mesut Barzani’lerle, Talabani’lerle el ele, kucak kucağa, gönül gönüle. Abi ağabey ilişkileri içerisinde. Bugün kandile davul çalaçala yapılacak bir kara harekâtında ise başarı şansı çok düşüktür. Çünkü geç kalınmıştır.

          Türk ulusuna sesleniyoruz.

     Yani bu ülkenin gerçek sahiplerine, tabana sesleniyoruz:

Vatanımıza sahip çıkalım. Vatan parçalanıyor. Vatan lime lime ediliyor. Vatan elden gidiyor. Eşkıyalar topraklarımız üzerinde halay çekerek birbirini ağırlıyor, birbiriyle kucaklaşıyorlar…

 “İzdivaç programlarından, yarışmalardan, narkoz etkisi yapan, uyuşturucu pembe Türk dizilerinden başımızı kaldırıp, şöyle bir çevremize bakalım. İşbirlikçi, yalaka gazeteleri, televizyonları protesto edelim. Almayalım. Satmayalım. Seyretmeyelim. Bir iki televizyon, gazete, derginin dışında bugün tüm medya AKP’nin hizmetinde kurşun askerler gibi görev yapmaktadır. Bu basın organlarında çalışanların büyük bir çoğunluğu kalemlerini AB’ye, ABD’ye ve AKP’ye kiralamış ya da satmış durumdadırlar. Günümüzde medya, mesleği gazetecilik olmayan büyük patronların eline geçmiştir. Onlar AKP ile çıkar birliği içerisinde, bütünleşmiş, kaynaşmış, “yekvücut” olmuşlardır. Aynı kaderi paylaşmaktadırlar. Şehit haberlerini bile vermekten korkmaktadırlar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ama asla unutulmamalıdır ki yurtseverlerin direnişi karşısında zalimler mutlaka kaybedecektir. Zulüm mutlaka yok olacaktır. Biraz da yurtseverlere kulak verelim. Direnenleri görelim. Direnişleri, direnişçileri destekleyelim. Çünkü direnmek yaşamak; boyun eğmek ölüm demektir.

Kurtuluş Savaşında Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Mehmet Akif gibi ayrı görüşten kişiler, nasıl Mustafa Kemal Atatürk’ün çevresinde birleşip bütünleştilerse, bizler de yeni bir MÜDAFA-İ HUKUK oluşumunda bir araya gelelim…

AKP’nin ve emperyalizmin önünde secdeye yatan çıkarcılar şunu bilmelidirler ki, tarih boyunca insanlık, kardeşlik, haklı ve doğru olan kazanmıştır hep. Karanlığın temsilcileri, tüm çabalarına karşın tarih çarkını geriye çevirememişlerdir. Ülkemizde de bu gelenek bozulmayacaktır. Sömürüye, haksızlığa, baskıya direnen yurtseverler, ulusalcılar mutlaka kazanacaktır.

Kurtuluşun yolu artık Atatürk gibi düşünmekten değil, Atatürk olmaktan geçmektedir.

    Kara kapkara bulutlar ancak böyle dağılır.

Çocuklarımızın geleceğini karartıyorlar. Çocuklarımızın geleceğini satıyorlar. Türkiye’den başka gidecek yerimiz yok. Türkiye’den başka vatanımız yok bizim. Terör kabul edilemez. Ama insanların terörist olmaları engellenebilir. Demokrasi bu iklimin tek yeridir. Buradan bütün sorumluları göreve davet ediyor, ulusumuzun birlik ve beraberliğini kimsenin bozamayacağını beyan ediyor, Şehitlerimize rahmet, yakınlarına, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve Emniyet teşkilatına başsağlığı, yaralı askerlerimize acil şifalar diliyoruz” dedi. Daha sonra konuşma yapmak için Burhaniye Belediye başkanı Fikret Akova kürsüye geldi. Akova konuşmasında şunları söyledi. Türk ulusu ve toplum olarak acılarla dolu çok zor günler yaşıyoruz. PKK’lıların Habur’dan giriş günü olan 19 Ekim 2009’da Kuzey Irak’daki kandil dağı ile Musul yakınlarındaki mahmur kampından Türkiye’ye “Barış Grubu” adı altında  34 kişilik gurup giriş yapmıştı. PKK’lıların gelişi sırasında sınırda düzenlenen karşılama töreni toplumun hafızalarında derin izler bırakmıştı. Tarih yine 19 Ekim 2011 yine aynı sahne ama kutlamalarını katliama dönüştürdüler. Asırlardır Sömürgeci, Emperyalist zihniyetin kirli temsilciliğini yapan dış güç ve devletlerin taşeronluğunu yapan PKK’lı teröristlerin saldırıları sonucu; önce Bitlis’in  Güroymak ilçesinde ve ardından Hakkarı’nin Çukurca ilçesinde Asker, Polis ve Sivil olmak üzere   35 vatandaşımız yaşamlarını yitirdi. Onlarca yaralımız var. Ulusça yaşadığımız bu büyük acı hepimizin içini yakarken Türkiye’nin dört bir yanındaki onlarca ailenin ocağına da ateş düştü.   Şehitlerimize yüce Allahtan rahmet ve yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Bütün ulusumuzun başı sağ olsun. Terör sorunu ülkemizin kanayan yarası… Terör sadece son otuz yılda 40 binden fazla can kaybına neden oldu. Yüz binlerce insan yerinden oldu. Terörün ekonomik olarak ta verdiği zarar bazı kaynaklara göre 150 milyar, bazılarına göre ise 200 milyar dolar. Bu konuda nice sözler söylendi, kararsız, beceriksiz ve plansız bazı adımlar atıldı, ancak yeterli bilinç ve irade hiçbir zaman gösterilemedi, çabalar yarım kaldı. Çünkü sorunun köklü çözümü, gerçekçi ve bilimsel yaklaşımlar gerektiriyordu. Değerli hemşerilerimiz; Bilim ve teknoloji alanındaki büyük atılımlarla, dünyamız baş döndürücü bir dönüşüm ve değişimi yaşıyor. Küreselleşme dediğimiz bu süreçte,  dünyamız artık giderek, herkesin birbirinden haberdar olduğu bir büyük köye dönüşüyor. Bu büyük köyde artık ezeli ve ebedi dostluk ve düşmanlıkların yerine her an değişebilen saflaşma ve dengeler var. Ancak insanlığın ortaklaşa çıkarları dostluk ve dayanışmayı teme alan bir anlayışta olmalarını zorunlu kılıyor. Yani yurtta barış, dünyada barış tüm insanların ve toplumların geleceklerini güvence altına almanın vazgeçilmez ilkesi olarak hepimizi kuşatıyor. Böylesi bir dünyada ulus olarak varlığımızı sürdürebilmenin tek koşulu var o da ulusal kurtuluş savaşımızın ebedi önderi ve Cumhuriyetimizin kurucusu  Mustafa Kemal Atatürk ‘ün manevi mirasıdır.

Nedir bu Manevi miras?

 

 

 

 

 

 

 

Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir doğma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır.   

Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki amaçlarımıza tamamen eremediğimizi, fakat asa taviz vermediğimizi, akıl ve bilimi rehber edindiğimizi tasdik edecekler.

Zaman süratle ilerliyor. Milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile hıza değişiyor.

Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, akın ve bilimin gelişimini inkar etmek olur. Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır.

Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akı ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar. İşte bu büyük manevi mirasa kararlılıkla sahip çıkmak ve gerekçelerini üşenmeden ertelemeden ve vazgeçmeden yerine getirmek zorundayız. Peki, sahip çıkamaz ve başaramazsak ne olur? İşte onu da yine Kemal Atatürk şöyle anlatıyor. Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden, rahat yaşama yollarını aramayı alışkanlık haline getiren milletler önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da geleceklerini kaybetmeye mahkumdur. Tüm halkımızca malumdur ki Çanakkale’de, Diyarbakırlı, Balıkesirli, Edirneli, Karslı, Trabzonlu, Antakyalı, omuz omuza savaşmışlar ve halen aynı toprak için, aynı toprakta yan yana yatmaktadır. Milletlerin ırk, cins, Dil ayırt etmeden kardeşçe yaşamaları ülkemizin kültürel zenginliğinin bir göstergesidir. Acımız çok büyük, öfkemiz çok derin, ancak mirasçısı olduğumuz  bilim ve akıl bize sağduyu, barış ve kardeşliği emrediyor. Yine bu manevi miras bize “ya tam kardeşlik, yada hep birlikte kölelik” diyor. Bu büyük acılardan yola çıkarak bizlere çağdaş uygarlık yolunda yılmadan ilerlememiz gerektiğini vurguluyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Evet, arkadaşlar, milletçe yaşadığımız bu büyük acıyı yüreklerimize ebediyen gömüyor bilim ve aklın rehberliğinde çalışmak, yorulmak ve öğrenmek için tekrar yola koyuluyoruz. Şehitlerimize tekrar yüce Allahtan rahmet ve yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Bütün ulusumuzun başı sağ olsun Ne mutlu Türküm diyene. Konuşmaların ardından miting biter bitmez, bazı guruplar Burhaniye santral garajına kadar ellerinde bayrakları ile yürüyüp tekrar Cumhuriyet meydanına kadar geri geldi. Burada da PKK terörünü kınayan topluluk olaysız bir şekilde dağılırken bazı gençlerin meydanda bulunan BDP binasına çıkmasına polis izin vermedi.   

Şenol TORLAK

 


Benzer Konular :

  1. TEÇ-SEN TERÖRE LANETLEDİ
  2. DEMOKRATİK AÇILIM PAZARLIĞI KAN DÖKMEYE DEVAM EDİYOR… TERÖRÜ KINIYORUZ
  3. PELİTKÖY’DE, ŞEHİTLER İÇİN MEVLİT OKUTULDU
  4. EĞİTİM İŞ:EMPERYALİST GÜDÜMLÜ TERÖRÜ KINIYORUZ.
  5. YILMAZ “AKP HÜKÜMETİ TÜRK MİLLETİNİ KANDIRMA ÇABASINDADIR”

Konuya Yorum Yap

*
Sizin bir script,virus ya da zararli bir yazilim olmadiginizi, asagidaki kodu dogru girerek yapacaginiz yorum ile anlamis olacagim. Guvenlik geregi yapilan bir uygulamadir. Girmeniz gereken kodun uzerine tiklayarak, kodlari sesli olarakda dinleyebilirsiniz. Bu resme tiklayarak harfleri sesli olarak dinleyebilirsiniz.
Guvenlik kodunu sesli dinle