<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Burhaniye Gündem &#187; Mustafa Balaban</title>
	<atom:link href="http://www.burhaniyegundem.com/author/mustafa-balaban/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.burhaniyegundem.com</link>
	<description>Burhaniyelilerin Haber Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 20 May 2012 06:53:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>YAZMASI VAR, YOKTUR OKUMASI</title>
		<link>http://www.burhaniyegundem.com/yazmasi-var-yoktur-okumasi.html</link>
		<comments>http://www.burhaniyegundem.com/yazmasi-var-yoktur-okumasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Sep 2011 20:04:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Balaban</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Balaban]]></category>
		<category><![CDATA[Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Harp]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Mektup]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Yeter]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burhaniyegundem.com/?p=1274</guid>
		<description><![CDATA[Bugün rahmet istedi büyüklerim, buyurun hep beraber okuyalım. Rahmetli babam Topal Şaban oğlu Yusuf yedi yaşının öksüzü, zaten o zamanlar mektep-muallim nerede. Arada bir muallim çıkıp gelse de ne işi var, “manda batağı”, “serseri yatağı” Çoruk köyünde. Kalır iki ay dayanamaz gider, altı ay sonra bir başkası gelirmiş. Uzun lafın kısası rahmetli peder Askeriye de [...]
Benzer Konular :<ol>
<li><a href='http://www.burhaniyegundem.com/%e2%80%9caman-bre-deryalar%e2%80%a6%e2%80%a6%e2%80%9d.html' rel='bookmark' title='“AMAN BRE,  DERYALAR……”'>“AMAN BRE,  DERYALAR……”</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.burhaniyegundem.com/wp-content/uploads/mustafa-balaban33.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1275" title="mustafa balaban" src="http://www.burhaniyegundem.com/wp-content/uploads/mustafa-balaban33-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Bugün rahmet istedi büyüklerim, buyurun hep beraber okuyalım. Rahmetli babam Topal Şaban oğlu Yusuf yedi yaşının öksüzü, zaten o zamanlar mektep-muallim nerede. Arada bir muallim çıkıp gelse de ne işi var, “manda batağı”, “serseri yatağı” Çoruk köyünde. Kalır iki ay dayanamaz gider, altı ay sonra bir başkası gelirmiş. Uzun lafın kısası rahmetli peder Askeriye de meşhur “Ali okulu” nda tamamlamıştı inkıtalarla süren tedrisatını. Bu yüzden vardı okuması, yoktu yazması.</p>
<p>Rahmetli kayınpederim, körfezde zamanının üç gıda toptancısından biri idi. Edremit’te İşcan, Burhaniye’de Meriç, Havran’ da Balıkçı Adalı Fehmi’nin Mehmet bu üçü yürütmüşlerdi yıllarca Körfez bakkallarının ikmal işini. Bu yüzden vardı hem okuması, hem yazması.</p>
<p>Nur içinde yatsın anacığım gidermiş ayaklarında nalınla Kızıklı köyü ilkokuluna. Birgün okula müfettiş gelmiş ve sormuş ;</p>
<p>- Adın ne ….  Fatma,</p>
<p>- Soyadın ….  Dayı deyince yine sorar müfettiş;</p>
<p>- Şimdi sana  “Fatma dayı” desem olur mu? deyince latifeden, sınıftaki oğlanları almış bir gülme. Başlamazlar mı rahmetli ile dalga geçmeye. Çıkarınca ayağındaki bir çift nalını, kırınca sekiz oğlan kafası, yirmi iki yıllık harp gazisi dedem Kör Yusuf okulda almış soluğu. “Armut dibine düşermiş, daha fazla okuyacakta ne olacak, başına “ak yazması”, kız kısmı evine kapanası” demişti. Bu yüzden rahmetli anacığımın vardı okuması, yoktu yazması. Hep imza yerine parmak basardı.</p>
<p>Kayın validemin Edremit’te eski bayram yerinde ikamet edermiş ailesi. Babasının Kürt Mehmet derlermiş namına, bugün Tabakoğulları derler geride kalanlarına. O da gidermiş vakti zamanında ilk mektebe. Ne zaman sökmüş okumayı, babası demiş “bu kadar yeter, daha fazla okursa Allah saklasın öğrenir oğlanlara mektup, neyim yazmayı”. Başına bağlayınca “ak yazmayı” rahmetli kayınvalidem de ilkokul dörtten almış ertesi gün tasdiknameyi. Bu yüzden onunda vardı okuması, yoktu yazması. Ağzı dualıydı, hep okurdu. Hele kayınpederim biraz çakır keyf gelsin eve, bir okurdu ki Kenedi’nin meyhanesinden duyulurdu “okuması”.</p>
<p>Eşim, canım, bir tanem. Çocuklarımın anası, yuvamın çatısı,…, gönlümün sultanı, sevgilim, üstüne başka gül koklamadığım aşkım ( Volkan Konak çatlasın ). Lise mezunu, anamın öğütleri ve “gündüz fener”leri ile “ördekli park”ta bulmuştum kendini. Çeyiz sandığında hala durur “al yazması”, misafir odasında “dal yazması”, pek meşhurdur “simit ekmeği”, “kabak tatlısı”, “zeytinyağlı lahana sarması”,&#8230; Tariflerinin sanat değeri taşır her biri “el yazması”. Çok güzel “market listesi”, “dürü listesi” yazar. Ama olsa da yazması,  yoktur okuması.</p>
<p>Kızım üniversitede “bina okur, döner-döner bi daha okur”. Vardır hem yazması hem okuması. Oğlumu sormayın ayrı hikâye, yürek yarası,“tuğla” kalınlığında kitaplar okusa da asla yoktur “okuması”.</p>
<p>Geldik hikâyenin sonuna. Gösterdik yazdıklarımızı bir dostumuza, bak bakalım var mı bir imla hatası?</p>
<p>-          Dedi ki ;</p>
<p>Çoruklu kendin yazar, kendin okursun,</p>
<p>Sırçalı Köşklerin camlarına taşları atar durursun,</p>
<p>Bırak imla hataları şöyle dursun,</p>
<p>Okuyunca yazını “evdeki”nin karşısında nasıl durursun?</p>
<p>-          Dedim ki yoldaş, etmeyesin dert;</p>
<p>“ yazması var, yoktur okuması”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Benzer Konular :<ol>
<li><a href='http://www.burhaniyegundem.com/%e2%80%9caman-bre-deryalar%e2%80%a6%e2%80%a6%e2%80%9d.html' rel='bookmark' title='“AMAN BRE,  DERYALAR……”'>“AMAN BRE,  DERYALAR……”</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burhaniyegundem.com/yazmasi-var-yoktur-okumasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“TAYLI BABANIN ÇİFTLİĞİ”</title>
		<link>http://www.burhaniyegundem.com/%e2%80%9ctayli-babanin-ciftligi%e2%80%9d.html</link>
		<comments>http://www.burhaniyegundem.com/%e2%80%9ctayli-babanin-ciftligi%e2%80%9d.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Sep 2011 19:59:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Balaban</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Balaban]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Alma]]></category>
		<category><![CDATA[Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Burhaniye]]></category>
		<category><![CDATA[Devran]]></category>
		<category><![CDATA[Diye]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Edremit]]></category>
		<category><![CDATA[Emi]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi]]></category>
		<category><![CDATA[Hangi]]></category>
		<category><![CDATA[Hani]]></category>
		<category><![CDATA[Kalanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kenti]]></category>
		<category><![CDATA[Lere]]></category>
		<category><![CDATA[Marem]]></category>
		<category><![CDATA[Miras]]></category>
		<category><![CDATA[Orta]]></category>
		<category><![CDATA[Yeri]]></category>
		<category><![CDATA[Yok]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burhaniyegundem.com/?p=1270</guid>
		<description><![CDATA[Burhaniye’mizin tarihi Taylıeli’nin fethi ile başlar. Öncesi yoktur. Bugünkü Örende antik çağlarda devran sürmüş “Adramittion” kentine izafeten daha geriye zorlasak ta nafiledir. Tarihi kayıtlar başka söyler. Kenti yok eden büyük depremden sonra geriye kalanlar tümüyle bugünkü Edremit’e intikal etmişlerdir. Hani “fazla eşelemeyin altından çapanoğlu çıkar” misali Allah esirgesin aslen Edremit’li olduğumuz gibi bir durum ortaya [...]
Benzer Konular :<ol>
<li><a href='http://www.burhaniyegundem.com/kemer-sitesi-duduklu-cesmesi-istiyor.html' rel='bookmark' title='KEMER SİTESİ, DÜDÜKLÜ ÇEŞMESİ İSTİYOR'>KEMER SİTESİ, DÜDÜKLÜ ÇEŞMESİ İSTİYOR</a></li>
<li><a href='http://www.burhaniyegundem.com/makina-muhendisleri-odasi-is-basinda.html' rel='bookmark' title='MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI İŞ BAŞINDA!'>MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI İŞ BAŞINDA!</a></li>
<li><a href='http://www.burhaniyegundem.com/edremit-belesiyesi-ve-%e2%80%98bugemi%e2%80%99-isbirligi-basardi.html' rel='bookmark' title='EDREMİT BELESİYESİ VE ‘BUGEMİ’ İŞBİRLİĞİ BAŞARDI'>EDREMİT BELESİYESİ VE ‘BUGEMİ’ İŞBİRLİĞİ BAŞARDI</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Burhaniye’mizin tarihi Taylıeli’nin fethi ile başlar. Öncesi yoktur. Bugünkü Örende antik çağlarda devran sürmüş “Adramittion” kentine izafeten daha geriye zorlasak ta nafiledir. Tarihi kayıtlar başka söyler. Kenti yok eden büyük depremden sonra geriye kalanlar tümüyle bugünkü Edremit’e intikal etmişlerdir. Hani “fazla eşelemeyin altından çapanoğlu çıkar” misali Allah esirgesin aslen Edremit’li olduğumuz gibi bir durum ortaya çıkar ki, bunu doğrusu hiç istemem. Başkaları ne der, onu da bilmem…</p>
<p><a href="http://www.burhaniyegundem.com/wp-content/uploads/mustafa-balaban32.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-1271" title="mustafa balaban" src="http://www.burhaniyegundem.com/wp-content/uploads/mustafa-balaban32.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Bölgemizi fethedip Taylıeli’ni üs tutan Taylı Baba buradan körfezin bu bölgesine hükmeder. Ogün bugündür yaşadığımız topraklar artık yurdumuz olmuştur. Kılıç hükmüdür, fütuhattan sonra fatihin dilediği gibi hükmetme hakkı vardır. Taylı Baba buyurur; “bana bostanı leziz, mandaları gürbüz, içinde her nevi nebatat, bakliyat yetişen, çaylarında sazan balıkları zıplayan, meralarında kazlar konaklayan bir çiftlik yeri” buluna. “Baba” emretmiş daha durulur mu? İşte adına bugün Burhaniye dediğimiz çiftlik o zaman kurulmuştur.</p>
<p>Çocukluğumuzda adını Kemer bilirdik. Büyük amcam “Kara Marem”in “bön Kemer bazarı, bazara bıydeylen darı götçez”(*) lafları hala kulaklarımda çınlar. Yengemde “huu, ülen, geliken çö’lere havla alma unutma emi” (**) diye ısmarlamaları da olurdu. Sonraları orta mektebe başlayınca adının Burhaniye olduğunu apaçık öğrendim. Çünkü okulun levhasında T.C. Milli Eğitim Bakanlığı Burhaniye Orta Okulu yazıyordu.</p>
<p>Taylı Babanın çiftliğinin adı, hangi ağası zamanında Kemer konmuş bilmiyorum. Selçukluların dağılmasından sonra Karesi beyliğine herhalde “miras” kalmış. Orhan Gazi zamanında ise Osmanlılarla geçmiş. Vikipedi’nin yalancısıyım, her ne oldu ise 1484 yılında Taylıelinde yaşayanların toplu göçü ile çiftlikte bugüne miras yerleşim başlamış. Söylencelere göre çok eski zamanlarda Madra dağından şehrin hamamlarına ve çeşmelerine “Kemerler” ile su getirildiği için de “Kemer” adı ie anılır olmuş. Bugünkü tarihi hamam kalıntılarının arkasındaki mahallede Güreli’lere inşaat deposu çatısı yaparken şehre doğru devam eden bu duvar kalıntılarını görmüştüm. “Kemer”likten pek bir eser kalmamış olsa da devasa bir duvar olduğuna şüphe yoktu.</p>
<p>1866 yılına kadar Edremit’in bir nahiyesi olarak yönetilmiş çiftliğimiz. ( Bu benim iddiam değil, Vikipedi böyle yazmış, kaynak ta göstermemiş zahir.) Bugün yaşayan hemşerilerimizin pek çoğu tarafından pek sevilmese ve “kızıl sultan” olarak anılsa da rahmetli II. Abdülhamid’in şehzadesi Burhaneddin efendinin çabaları ile kurtulabilmişizdir “Edremit vesayeti”nden. İlk o zaman sancak teşkilatı kurulup bir daha ağası değişivermiş “çiftliğimiz”in.</p>
<p>Böylelikle gelir çatarız işgal yıllarına. İşgalden sonra Yunanlı komutan “Tokatlı Saip Hoca”mıza teslim eder “çiftliğimizi. ( Aziz Nesinin anlatımına göre Burhaniye’ye tayin edilen işgal kuvveti komutanın memleketli bir arkadaşının Avrupa’dan tahsil arkadaşı çıkar Saip Hocamız. Onun tavsiyesi ile bulur ve Belediye başkanlığına atamasını yapar. ) İşte Saip Hoca’dan başka Burhaniyeli olmayan bir “çiftlik ağası” ne atanabilmiş nede seçilebilmiştir bir daha.</p>
<p>İşgal öncesi tüm bölge tanışır Yarbay Ali Bey ile. Bu mücadele yıllarında karılır kartlar bir daha Cumhuriyet dönemi sonrası için. Pelitköylü Mehmet Cavit Emir yöre “Türkmen”lerinden bir bölük kurup başına geçer ve cepheye katılır. Mücadeleli ve içinde esaret de içeren bir yaşam sonunda Cumhuriyet döneminde peş, peşe yedi dönem vilayetimizi temsilen mebus tayin edilir, ….</p>
<p>***</p>
<p>Görenler, kalanlar, çalışanlar bilir. Çiftliklerin idaresinde en tepede “Ağa” vardır, ne derse odur. En azından öyle görünür. Birde işleri çekip çeviren “Kâhya”lar olur ki içlerinden birine “Başkahya” denir. Rahmetli mebusumuz Mehmet Cavit Emir beyin oğlu Pelitköy eşrafından Necati Emir beylere “ …daha çocukken Osman Kâhya’nın yanına çırak alınmış Kuyualan’lı Necati Kâhya…” anlatmıştı. Yıllarca ayni, işi yapa, yapa artık Ağa’ya sormadan iş becerir hale geldiğine inanıyormuş. Osman kâhya hak tecelli edip rahmetli olunca da fiilen de Başkahya olduğuna inanmış. O yıl zeytinliklerin “çift sürme “ zamanı gelmiş, çatmış. Necati Kâhya bu olayı artık rüştünü ispat zamanı geldi, hazır ayağa gelen fırsatı değerlendireyim diye düşünmüş. Her yıl zeytinlikleri süren çiftçiyi bulmuş, pazarlık edip “evleği feşmankes fiyattan” pazarlık edip işi vermiş. Ağaçları budatmış, gübrelerini, tımarlarını,..vesselam zamanı gelen her işi bir güzel tamam etmiş. Ağasından gizliden gizliye övgü beklerken bir gün çağrılmış huzuruna. Bütün hizmetkârların önünde ömründe hiç aşağılanmadığı kadar aşağılanmış, ama ağzını açıp cevap vermeyi bırakın başını bile kaldıramamış garibim, yeni bir kusur ederim diye… Ertesi gün, erkenden Ağası bu sefer eve çağırmış, yanına oturtmuş. Hizmetçi kadına da iki fincanda kahve emretmiş.</p>
<p>-      Necati oğlum sen kendi başına ne haltlar ettin böyle demiş.</p>
<p>-      Ağam ne kusur ettim, dündür düşünürüm bulamam. Zeytinlikleri sürdürdüm, ağaçları budattım, gübreleri, tımarları yaptırdım. Eksik olan kusurlu olan hangisidir bulamam, der.</p>
<p>-      Necati, eksik olan bir şey yok. Hepsi muntazam ve tamam olmuş, Osman Kahya’yı hiç de aratmamışsın. Eline sağlık, der.</p>
<p>-       O zaman ettiğim halt nedir? Beyim demiş.</p>
<p>-      Peki, sen her bir işi bize sormaya bile gerek kalmadan kendin yapmaya kalkarsan biz Ağaların Ağalığı nerde kalır be Necati demiş.</p>
<p>***</p>
<p>Kıssadan hisse. Necati Kâhyanın nasihatidir, kulağıma küpesidir. O gün, bugündür sormadan</p>
<p>bir iş yapmam alimallah hiçbir Ağama. Bütün Kahyalara da tavsiye ile nakletmeyi borç bilirim Necati Kahya’dan. Nur içinde yatsın, Taylı Baba’m İnşallah “huşu” ile izliyordur yukarılardan çiftliğini.</p>
<p>***</p>
<p>Bilirsiniz tarih sadece yazılmış olanlardan ibaret değildir. Özellikle bizim gibi “okuması” ve “yazması” kıt toplumlarda bilgiler daha ziyade söylenceler ile iletişilir nesiller arasında. Yazılı olan kayıt niteliğinde olanlar çok azdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>………………………………………………………………………………………………………</p>
<p>Dipnot(*)  : “Bugün Kemer pazarı, pazara buğday ile darı götüreceğiz”</p>
<p>(**): “ Huu ülen, gelirken çocuklara helva almayı unutma emi”</p>
<p>Benzer Konular :<ol>
<li><a href='http://www.burhaniyegundem.com/kemer-sitesi-duduklu-cesmesi-istiyor.html' rel='bookmark' title='KEMER SİTESİ, DÜDÜKLÜ ÇEŞMESİ İSTİYOR'>KEMER SİTESİ, DÜDÜKLÜ ÇEŞMESİ İSTİYOR</a></li>
<li><a href='http://www.burhaniyegundem.com/makina-muhendisleri-odasi-is-basinda.html' rel='bookmark' title='MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI İŞ BAŞINDA!'>MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI İŞ BAŞINDA!</a></li>
<li><a href='http://www.burhaniyegundem.com/edremit-belesiyesi-ve-%e2%80%98bugemi%e2%80%99-isbirligi-basardi.html' rel='bookmark' title='EDREMİT BELESİYESİ VE ‘BUGEMİ’ İŞBİRLİĞİ BAŞARDI'>EDREMİT BELESİYESİ VE ‘BUGEMİ’ İŞBİRLİĞİ BAŞARDI</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burhaniyegundem.com/%e2%80%9ctayli-babanin-ciftligi%e2%80%9d.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“ŞÜKÜR KAVUŞTURANA…”</title>
		<link>http://www.burhaniyegundem.com/%e2%80%9csukur-kavusturana%e2%80%a6%e2%80%9d.html</link>
		<comments>http://www.burhaniyegundem.com/%e2%80%9csukur-kavusturana%e2%80%a6%e2%80%9d.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Sep 2011 19:58:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Balaban</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Balaban]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Benden]]></category>
		<category><![CDATA[Bila]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Darb]]></category>
		<category><![CDATA[Dibi]]></category>
		<category><![CDATA[Efe]]></category>
		<category><![CDATA[Falan]]></category>
		<category><![CDATA[Gelir]]></category>
		<category><![CDATA[Gerek]]></category>
		<category><![CDATA[Hep]]></category>
		<category><![CDATA[Isen]]></category>
		<category><![CDATA[Kediler]]></category>
		<category><![CDATA[Kuduz]]></category>
		<category><![CDATA[Olam]]></category>
		<category><![CDATA[Olur]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[Tercih]]></category>
		<category><![CDATA[Zeki]]></category>
		<category><![CDATA[Zemin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burhaniyegundem.com/?p=1267</guid>
		<description><![CDATA[Hasan’ıma ulaşmış mektubum, eminim. Manşet olmuşuz “Zeytin Efe”sinde ve bila kayd-ı şart “Hâkimiyet”i Milliye’sinde. Pek sevindim, şükür kavuşturana. Ama ne gerek vardı be Hasan’ım her nerede isen Poyraza, Lodosa, İmbata, Karayele olmadı Keşişlemeye olsun iki kelam ile selam söylemen yeterdi. Ortada görünmese de sağ salimdir der merakta kalmazdık. Keşke bu yaştan sonra bizi “kedi”, köpeğe [...]
Benzer Konular :<ol>
<li><a href='http://www.burhaniyegundem.com/calakalem-burhaniye-panaroma.html' rel='bookmark' title='&#8220;ÇALAKALEM BURHANİYE PANAROMA&#8221;'>&#8220;ÇALAKALEM BURHANİYE PANAROMA&#8221;</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hasan’ıma ulaşmış mektubum, eminim. Manşet olmuşuz “Zeytin Efe”sinde ve bila kayd-ı şart “Hâkimiyet”i Milliye’sinde. Pek sevindim, şükür kavuşturana. Ama ne gerek vardı be Hasan’ım her nerede isen Poyraza, Lodosa, İmbata, Karayele olmadı Keşişlemeye olsun iki kelam ile selam söylemen yeterdi. Ortada görünmese de sağ salimdir der merakta kalmazdık. Keşke bu yaştan sonra bizi “kedi”, köpeğe musallat etmeseydin. Elimize ayağımıza “zeytin çırpısı” dolamasaydın. “Ayyaş”ların ağzına sakız etmeseydin.</p>
<p><a href="http://www.burhaniyegundem.com/wp-content/uploads/mustafa-balaban31.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-1268" title="mustafa balaban" src="http://www.burhaniyegundem.com/wp-content/uploads/mustafa-balaban31.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Cüretimizden sual etmişler. Ceddimizi merak etmişler. “Şecaat arz ederken sirkatin söylemişler”. Tarihin akışından, çark-ı feleğin dönüşünden bihaber “durumdan vazife çıkaran” kuvvetlere “cürümümüzü” gereği yapılmak üzere havale etmişler. Aman Hasan’ım  “belediye veterineri” zabıtalarla mahalle aralarında kol geziyor, kedine köpeğine sahip çık. Allah göstermesin “kuduz” falan sanırlar, aşılarını da sakın ihmal etmeyesin. Köpek çiftliğimiz EN standartlarını aşsa da Ağustos ayında kedilerine bile tavsiye etmem. “Ayyaş”a’da dost tavsiyesi Ramazan hürmetine olmasa da “bilader” hiç olmazsa bu sıcakta sağlığın için “ayık” olmanda fayda var. Zeytinin bildiğim kadarıyla nefis “natürel süzme”si olur, “selede tuzlaması” olur, “şahane ezmesi” olur, “kırması, çizmesi” olur, “limonlu salamurası” olur, dibi oyulur “biberlisi, bademlisi” olur ama gurbanın olam, “efe”si olmaz. Kedinin “zeki, çevik ve akıllı” olmayanı hep sevimsiz gelir, “Garfield”ı tercih ederim. Darb-ı meseldir, milletimizin “masculin” efradı güç gösterisini hep “kediler” üzerinden yapar, benden söylemesi!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*  *   *</p>
<p>Gençliğimizde muhtelif zemin ve şartlarda almış olduğumuz büyüklerimizden aldığımız eğitim, öğüt ve terbiye gereği “maruz kaldığın taarruza ayniyle mukabele” faslını burada bırakıp ( İsterseniz pekâlâ devamda edebiliriz. Siz bilirsiniz ) suallerin cevabına geçelim:</p>
<p>Cüretimizin kaynağı bilgimizdir, şerefle yaşanmış elli üç yıllık ömürde dağarcığımızda biriktirdiğimiz, yurdun yedi ikliminde, sınır öteleri diyarlarda edindiğimiz “hayat tecrübemiz” dir, tertemiz koruyabilip sıcak tutabildiğimiz “yüreğimiz”dir.</p>
<p>Ceddime gelince Kırım’a kadar ulaşan, zincirin halkalarında “Defterdar”lıklar bulunan yedi göbek tutulmuş “şecere”mi sayabilirim. Bununla öne çıkmayı ayıp sayarım. Şeffaf bir yaşantım olmuştur. Önceki yazılarımı da okursanız ceddim hakkında fazlası ile malumatı vermiş olduğumu da görürsünüz. Keşke akrabalığımda bulunsaydı, söylemekten onur duyardım. Birlikte devlet kurup üç kıtaya hükmettiğimiz, Anadolu’da bin yıldır, Edremit Körfezinde Yusuf Sinan Gazi’den bu yana komşuluk ettiğimiz eğitimli, medeni, bizim gibi sıcakkanlı bir büyük “milleti” aşağılamaz, “ırkçılık”  bataklığına da düşmezdim. “Rum” ya da “Yunan” kanı taşısaydım, saklamaz iftihar ile de söylerdim.</p>
<p>Kurduğum her cümleyi ölçerek, tartarak yazarım. Kantarın topuzunu her an tartarım. Kimseye hakkından bir gram eksik ya da fazla kelam etmemeye çalışırım. Ama illa da “pandoranın kutusu”nu açtırmak istiyorsanız zorlamayın. Bugün yaşayanlarının hürmetine zemin değiştirmeyi tavsiye ederim. ( İllaki merakınızı gidermek de istiyorsanız, buyurun bir kahvemi için mutmain olup “off the record” kalacağınıza eminim. Siz bilirsiniz )</p>
<p>Aslında yazılacak daha çok şey var. Mesela Dersimin hikâyesi….ama onu da yazmak bana düşerse ayıp olur. Haydar hocama bırakıyorum. Bakalım “dersimiz Dersim”e iyi çalışmış mı?</p>
<p>*  *   *</p>
<p>Suallerinize inşallah yeterince cevap verebilmişimdir. Ancak benim suallerim hala ortada kalmış. “Haydi, bi daha, bi daha, bi daha… “ tekrar edelim;</p>
<p>Yanında fotoğrafımızı da çektirmekten bigâne duramadığımız, rahatsızlık ne kelime şeref duyacağımız heykelin esin kaynağı fotoğrafın aslında;</p>
<p>1)  1. dönem TBMM Giresun mebusu Topal Osman Ağa var mıdır? Bu fotoğraf doğrumudur?</p>
<p>2)   Topal Osman Kuvayi Milliyeci midir, değil midir?</p>
<p>3)   Kuvayi Milliyeci ise şehir parkımızı süsleyen heykele neden konmamıştır?</p>
<p>4)   Kuvayi Milliye hareketi askeri kaynaklarda nasıl tanımlanır hiç merak edip okudunuz mu? Özellikle Aydın Cephesi… “google teyzeni” gıdıkla, bak neler duyacaksın… Ayvalık cephesi için yazımda isimlerini zikrettiğim kaynakları bulup okumanızı tavsiye ederim. Halktan kaynak arıyorsanız şöyle eski Belediye civarı, Kavakdibi, Kazdağı ve Madra köyleri kahvehanelerindeki “yaşı ulular” ile iki bardak çay içip sohbet etmenizi tavsiye ederim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*  *   *</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yayınlarınız ile Edremit Körfezi halkına tanıtma şerefine mazhar ettiğiniz yazımdan maksadın hulasası şuydu:</p>
<p>-          “Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste…”</p>
<p>-          “Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz…”</p>
<p>-          “Koyunun olmadığı yerde keçinin Abdurrahman Çelebi hazretleri sultanlığının” ila nihaye devam edemiyeceğinin ilanı…</p>
<p>-          “Bilginin aydınlığı gelince cehaletlin karanlığının tarumar olacağı”nın bir daha teyit edilmesidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*  *   *</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hasan’ım bir ses vermen yeter! Anın da yettim bil. Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden sevgi ve hürmetle…</p>
<p>Benzer Konular :<ol>
<li><a href='http://www.burhaniyegundem.com/calakalem-burhaniye-panaroma.html' rel='bookmark' title='&#8220;ÇALAKALEM BURHANİYE PANAROMA&#8221;'>&#8220;ÇALAKALEM BURHANİYE PANAROMA&#8221;</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burhaniyegundem.com/%e2%80%9csukur-kavusturana%e2%80%a6%e2%80%9d.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“SİNEK TOYU”</title>
		<link>http://www.burhaniyegundem.com/%e2%80%9csinek-toyu%e2%80%9d.html</link>
		<comments>http://www.burhaniyegundem.com/%e2%80%9csinek-toyu%e2%80%9d.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Sep 2011 19:56:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Balaban</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Balaban]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burhaniyegundem.com/?p=1263</guid>
		<description><![CDATA[FESTİVALİN ARDINDAN Soğuk ama pırıl, pırıl bir Ortaasya baharı gününün akşamında şantiyeden dönmüş sıcacık yorgunluk çaylarımızı yudumluyorduk. Sokaktan mahallenin çocuklarının oyun sesleri geliyordu şen, şakrak. Sokak kapımızın açıldığını duyduk, sesler avlumuza doluşuverdi. Aniden “hayat”ın kapısı açıldı, kapandı. Kapıya ucu düğümlü bir “yağlık” sıkıştırılıp kapanıverdi cıvıltılar arasında. Daha ne olduğunu anlamadan avludan gelen coşkulu mani seslerinin [...]
Benzer konu yok.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>FESTİVALİN ARDINDAN</p>
<p>Soğuk ama pırıl, pırıl bir Ortaasya baharı gününün akşamında şantiyeden dönmüş sıcacık yorgunluk çaylarımızı yudumluyorduk. Sokaktan mahallenin çocuklarının oyun sesleri geliyordu şen, şakrak. Sokak kapımızın açıldığını duyduk, sesler avlumuza doluşuverdi. Aniden “hayat”ın kapısı açıldı, kapandı. Kapıya ucu düğümlü bir “yağlık” sıkıştırılıp kapanıverdi cıvıltılar arasında. Daha ne olduğunu anlamadan avludan gelen coşkulu mani seslerinin hücumuna uğradık. Avluda bir kızılca kıyamet, anlamak için kulak veriyoruz;</p>
<p><a href="http://www.burhaniyegundem.com/wp-content/uploads/mustafa-balaban30.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-1264" title="mustafa balaban" src="http://www.burhaniyegundem.com/wp-content/uploads/mustafa-balaban30.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>“Yokarda bir ay bar, ( = var )<br />
Ucu qızıl yay bar,<br />
Peygamberin saçağında bize qoyulan pay bar.<br />
Etmen, Betmen. ( = Toprağı çapalayıp, işlemem )<br />
Pul vermesen gaytman. ( = Bahşiş, para vermesen gitmem )<br />
Pul verenin oğlu bolsung,<br />
Vermeyenin qızı bolsung.<br />
Yastıgına yaplanma, ( = yaslanma )<br />
Baş ( beş ) qöpikini qıskanma. ( qöpik = kapik, rublenin yüzdebiri, kuruş )</p>
<p>Hadiseyi çabucak anladık, hemen kapıdan içeriye uzanan yağlığın düğümünü çözdük. Cebimizde birikmiş, daha tedavüle çıkalı henüz üç, dört ayı geçmemiş (yıl 94 martın ondokuzu ) “tenge”lerden ( Tükmenistan para birimi “manat”ın yüzde biri, qöpik, kapik, kuruş ) bahşişlerimizi düğümünü çözdüğümüz yağlığın ucuna yeniden düğümledik. Kapı açıldı. En öndeki mahallemizin yaramazı Peragat. Peşinde Guvanç, Geldi Mırat, Çağrı, Aymuka ( Ay Muhammet’ten kısaltma ), Arzugül, Qurban Durdu, Yeddi, Sekiz, Tokkuz, Yeter ve diğerleri…</p>
<p>- Uşaklar bu vakıtta bu ne iş?</p>
<p>Bizdeki gibi öyle büyük, küçük hitap öneki, soneki yok. Bacak kadar “velet”ler yaşın kırkta, elli de olsa doğrudan adınla hitap ediyor.</p>
<p>- Mustafa, şu gün “novruz”. Toy bar.</p>
<p>Sokağa fırladık. Şantiye dönüşü dikkat etmemişiz. Bizim evin bir arka sokağının köşesindeki meydana salıncaklar kurulmuş, ocaklar yakılmış. Devasa kazanlarda aşlar pişirilmiş, masalar kurulmuş. Bütün “Kaka” kasabası tertemiz elbiseleri ile çoluğu, çocuğu, balası, balacası, çağası, kakası ( = baba ), ecesi, atası sokaklarda, ayrıntısını bilmediğimiz sayısız gelenek, adet canlanıyor, yeniden üretiliyor, tek yürek halinde coşku ile baharın geldiği kabul edilen günü eğlenerek kutluyorlar. Üstelik iki gün daha geceli, gündüzlü devam edecekmiş eğlenceler. Merak ettik ertesi günü Aşkabat’tayız. Daha muhteşem hali ile koca başkent ayni şekilde eğleniyor. Sanki bir tür “Rio festivali havası” var, öyle hissediyorsunuz. Kendince, kendileri için türkmeni, rusu, azerisi, ermenisi, özbeki, almanı, belarusu,… o topraklarda yaşayan yetmişiki millet topyekün eğleniyor. Öyle turizm falan için değil, kültürlerin buluşması, siyasi parlatma, ne bileyim bir şeyleri basamak edip öne çıkma için değil, sadece eğlenmek için eğleniyorlar. Hayran olmamak elde değil. Gelmeden önce biraz ansiklopedi karıştırmıştım. Nevruz eğlencelerinden kısa bahisler okumuştum ama pek kulak asmamıştım. Nevruz deyince aklıma zalim Dahhak ve demirci Kawa geliyordu. Diğer bilgilere ise kuşku ile bakıyor, derin beyin yıkama ya da pisikolojik propanda gibi algılıyordum. Meğerki Nevruz bütün Ortaasya ve Ortadoğu halklarınca aynen bizim “Hıdrellez” kutlamaları misali “Bahar Bayramı” olarak kutlanırmış da bizim haberimiz olmazmış Soğuk Savaş yıllarının sisli asrında.</p>
<p>* * *</p>
<p>Eski Sovyet ülkelerinde özel günlerde çoktu. Doğum günü, Sevgililer günü, Kadınlar günü, Anayasa günü, Ekim devrimi yıldönümleri, Devlet Başkanının doğum günü,…vs. Her birine toy diyorlardı ve resmi tatil günü de sayılıyordu. Toy eğlence yapılan özel günlerine verdikleri ad idi ayrıca. Sünnet toyu, evlilik toyu, …, vs. O kadar çok toy vardı ki, sorduğumuzda eski Sovyet rejiminden miras her şeyi “ti” ye alan fıkra, espri üretme geleneği ile ,</p>
<p>- Ooo daha, sayalım mı? “inek toyu, sinek toyu,…” diye inceden dalgalarını da geçiyorlardı bizlerle zahir.</p>
<p>* * *</p>
<p>Festival sözcüğünü ilk çocukluk yıllarından hatırlarım. “Pesteval” derdi rahmetli anacığım. Akçay’da düzenlenirdi her yaz düzenli olarak. Ülkemin bütün sanatçıları gelirdi denizin üstüne kurulan tahta sahneye. Zeki Müren’inden, Şoför Nebahat’ine kimler gelmemişti ki sayalım&#8230; Pamuk hararlarından perdeler çekilirdi “konser alanı”nı çevrelemek için. Çünkü ücretli olurdu konserler. Küçük bir balıkçı kasabası idi o zamanlar Akçay, yazlık konut çok fazla yaygın değildi henüz. Bugünkü Askeri kamp çok dışında kalırdı Akçay’ın. Yeni mahalle taraflarına, İstasyondan öteye yapılaşma başlamamıştı hala. Turizm hareketleri olsa da daha çok yurtdışından gelen Almanları, Fransızları görürdük çarşı pazarlarda. Sonraları Almancılar katıldı turist kafilelerine. Daha çok sonraları Angaralıları, İstanbolluları görür olduk. Ama gene de köylüsü, kasabalısı, zengini, fakiri biz bize eğlenirdik Körfez halkı olarak. Başka bir belediye de kalkışmazdı öyle ikinci bir “pesteval” neyim düzenlemeye. Övünürdük bütün “Edremit Körfezliler” Akçay festivalimizle, yoktu ayrı gayrımız bugünlerdeki gibi. Akçay’ımız, Ören’imiz, Artur’umuz, şeytan Sofra’mız, Seyrat’ımız ortak övüncümüzdü gurbete çıktığımızda. Edremit Körfezine geleceklere sıralardık gezilesi, görülesi yerler olarak her birini.</p>
<p>* * *</p>
<p>Ne olduysa seksenli yıllardan sonra oldu. Askeri yönetimin vesayetinden kurtulan belediyelerde iktidara susamış gencecik, yepyeni kadrolar yerel yönetimlere geldi. Eski dönemlere benzemeyen bambaşka göç akınlarına uğradık. Ulaşım imkânları gelişti. Yollar, Otobanlar, Havaalanları, Marinalar yapıldı. Akdeniz ve Güney ege sahilleri, Mavi Yolculuklar keşfedildi. Enflasyon, hayat pahalılıkları ile tanıştık. Para harcamayı unuttuk, evlerden çıkamaz olduk. Hırslarımızın esiri olduk. Coğrafyamızın, tarihimizin sesine kulak asmadık. Avantajlarımızı, dezavantajlarımızı masaya yatırıp gözümüzün önünde akan hayatı doğru algılayamadık. Sahillerimizde nerede ise “denizin içine” ikinci konutları doldurduk. Yer kalmadı dağ başlarını pazarladık “leb-i derya” villalar olarak. Bırakın gezilecek parkları arabalarımızın otoparkını bile unuttuk. Sokakları otopark haline getirdik.</p>
<p>* * *</p>
<p>Bu yıl 22.cisini düzenlediğimiz “Ören Kültür ve Sanat festivali”nin ardından acaba bu festival konusunu yeniden bir daha masaya yatırıp düşünsek mi?</p>
<p>- Mesela festival kavramını bir daha tartışsak mı? Nedir festival?</p>
<p>- Diyelim ki hadi festival, “festival”. Atılan taş ürkütülen kurbağaya değiyor mu?<br />
Mesela Ticaret Odamız “sünnet toyları” gibi asli olmayan faaliyetlerinden vakit ayırıp, “şu gemilerle” önderlik edip“festivalin ardından” bir araştırma yapsa. Çoğu zaten üyesi olan turistik işletmelerimizden, ilgili esnaflardan, seyahat acentelerinden bilgi derlese yirmi iki yıldır ısrarla düzenlediğimiz etkinliklerin ilçemiz ekonomisine katkılarını rakamlar ile görsek? Muhalefet partilerimizin zaten bu taraklarda bezi yok. Bari aidatlarımızın gezilerden, toylardan arta kalan kısımları hürmetine aydınlansak, hakikatten faydası var ise daha da geliştirmenin yolunu, bir faydası da yok ise yapılması gerekenleri arasak daha iyi olmaz mı?</p>
<p>- Bölgemizde “Festival” kavramının içi de içeriği de boşalmıştır. Anlaşılması için bakarsak mesela “Rio festivali” Rio mahallelerinin eğlence amaçlı olarak kendi aralarında yarışmalarından doğmuştur. Hala kimse için değil öncelikle kendileri dans edip eğlenir ve yarışırlar. Dünyanın ilgisi bitse bile eğlenmeleri devam edip gidecektir. Ürettikleri eğlence “yerelden evrensele” bir değer ürettiği için değerlidir. Bu devam ettiği müddetçe de evrensel kalacaktır.</p>
<p>- Yukarıdaki örnek üzerinden bakarsak ören festivalinin eğleneni Burhaniye halkımıdır?<br />
Bu eğlencelere Burhaniye Mahalleleri ve köyleri hangi katkıları vererek katılmaktadır? Festivalimizin “yerelden evrensele” ürettiği bir mesajı var mıdır?</p>
<p>- Meşhur yazarımızın tabiri ile “Türkiye’de Türk’e Türk propagandası“ misali 22 yıldır<br />
“Burhaniye de Burhaniyeliye Burhaniye propagandası” yapmaktan öte hakikaten bir faydası var mıdır? Yoksa yöneticilerimiz bizlerden topladıkları vergileri ve İller Bankasından aldıkları payları “nasılsa bir hesap soran olmadığı için” çarçur mu etmektedirler?</p>
<p>* * *</p>
<p>“Yokarda bir ay bar,<br />
Ucu qızıl yay bar,<br />
Peygamberin saçağında bize qoyulan pay bar…”</p>
<p>* * *</p>
<p>YİGİRMİ İKİNCİ “SİNEK TOYUMUZ” QUTLU BOLSUNG.</p>
<p>Benzer konu yok.</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burhaniyegundem.com/%e2%80%9csinek-toyu%e2%80%9d.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PRATİK KALORİFER BİLGİLERİ &#8211; 2</title>
		<link>http://www.burhaniyegundem.com/pratik-kalorifer-bilgileri-2.html</link>
		<comments>http://www.burhaniyegundem.com/pratik-kalorifer-bilgileri-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Sep 2011 19:54:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mustafa Balaban</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mustafa Balaban]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Hava]]></category>
		<category><![CDATA[Kaba]]></category>
		<category><![CDATA[Kazan]]></category>
		<category><![CDATA[Kurum]]></category>
		<category><![CDATA[Oda]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.burhaniyegundem.com/?p=1260</guid>
		<description><![CDATA[_  Kazanlarınızın bakımlarını kendinizde yapabilirsiniz. Ancak, üretici firma servislerine yaptıracağınız bakımlar daha sağlıklı olacaktır. _  Kalorifer kazanlarında ( eğer bir teknik eleman tarafından tasarımı yapılmış bir kazan ise ) duman tütmesi şeklinde bir hastalık yoktur. Kazanda yanan yakıtın atık gazların takip etmesi gerekli kanal ve yollarda gerekli temizlikler zamanında yapılmamıştır. Bu durumda baca gazları ( [...]
Benzer Konular :<ol>
<li><a href='http://www.burhaniyegundem.com/pratik-kalorifer-bilgileri-1.html' rel='bookmark' title='PRATİK KALORİFER BİLGİLERİ &#8211; 1'>PRATİK KALORİFER BİLGİLERİ &#8211; 1</a></li>
<li><a href='http://www.burhaniyegundem.com/kalorifer-sezonu-baslarken.html' rel='bookmark' title='KALORİFER SEZONU BAŞLARKEN'>KALORİFER SEZONU BAŞLARKEN</a></li>
<li><a href='http://www.burhaniyegundem.com/isinmadan-kaynaklanan-cevre-sorunlarimiz-ve-mahalli-idareler-%e2%80%93-ii.html' rel='bookmark' title='ISINMADAN KAYNAKLANAN ÇEVRE SORUNLARIMIZ VE  MAHALLİ İDARELER – II'>ISINMADAN KAYNAKLANAN ÇEVRE SORUNLARIMIZ VE  MAHALLİ İDARELER – II</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>_  Kazanlarınızın bakımlarını kendinizde yapabilirsiniz. Ancak, üretici firma servislerine yaptıracağınız bakımlar daha sağlıklı olacaktır.</p>
<p><a href="http://www.burhaniyegundem.com/wp-content/uploads/mustafa-balaban29.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-1261" title="mustafa balaban" src="http://www.burhaniyegundem.com/wp-content/uploads/mustafa-balaban29.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>_  Kalorifer kazanlarında ( eğer bir teknik eleman tarafından tasarımı yapılmış bir kazan ise ) duman tütmesi şeklinde bir hastalık yoktur. Kazanda yanan yakıtın atık gazların takip etmesi gerekli kanal ve yollarda gerekli temizlikler zamanında yapılmamıştır. Bu durumda baca gazları ( duman ) kapalı veya engelli olan bu yollar yerine kolay bulduğu yoldan (stokerden veya ön kapaklardan ) çıkacaktır. Duman yollarının kullanılan yakıtın kalitesine göre 3 gün ile bir haftalık sürelerde temizlenmesi veya temizletilmesi gereklidir.</p>
<p>_  Fan normal çalışıyor ama yanma çok zayıf bir alev ile oluyor ise kazanın yanma odasındaki hava delikleri tıkalı olabilir, temizlemeniz gerekir. Ya da hava delikleri altında mevcut hava sandığına kül dolmuştur. İhtiyacınız olan yanma havasını alamazsınız, bu kısmında 2 ayda bir temizlenmesi gerekmektedir.</p>
<p>_  Kazanınızın yaktığı yakıtın kalitesine göre tayin edeceğiniz sürede bakım yapmanız gerekir. Kül oranı yüksek kömür için 4 veya 5 gün olan bu süre kalite iyileştikçe1 hafta hatta 2 haftaya kadar çıkar. Kazan temizliğine başlamak için öncelikle kazanın sönmüş olması gereklidir. İç bölgede ( cehennemlik duvarları ) kaba temizlikle işe başlanır ve ( varsa ) türbülatörler (duman boruları içinde bulunan helezon şeklinde kıvrılmış saç ) ve alev kapağının sökülmesi sağlanır. Duman kanalları harbi(fırça) ile iyice temizlenir. Sonra (aylık bakımlarda yapılması gereklidir) arkadaki kurum sandığındaki kurum ve hava sandığındaki kül boşaltılır. Temizlik ve bakım ana hatlarıyla bu şekilde yapılırken, 2 ayda bir kez fan kanallarının, redüktör, mil ve mil boğazının iç bakımlarını da yaptırmak gerekecektir.</p>
<p>_  İdeal oda sıcaklığı 21 <sup>o</sup>C dir. Sıcaklığı 1 <sup>o</sup>C azaltmak yaklaşık %10 yakıt maliyetinde tasarruf sağlar.</p>
<p>_  Sistemde hava varsa radyatörlerin havaları alınmalıdır.  Radyatörlerde hava radyatörün üst kısmında toplanır ve genelde radyatör üst vanasının karşısında hava alma purjörü tarafında birikir. Bu kısım soğuk kalıyorsa bilin ki orada hava birikmiştir. Bünyesinde hava birikmiş radyatör bilin ki kapasitesinin bir kısmını kullanmıyor demektir, yani daha az ısıtır.</p>
<p>_  Sistemde hava olmasına sebep tesisatta yapılan bir tamirat, radyatörler, vanalar ya da borularda oluşabilecek su kaçakları veyahut ta imbisat deposundan bir miktar buharlaşma yolu ile eksilmedir. İmbisat deponuzun zaman, zaman dolu olduğunu su basarak kontrol ediniz.</p>
<p>Benzer Konular :<ol>
<li><a href='http://www.burhaniyegundem.com/pratik-kalorifer-bilgileri-1.html' rel='bookmark' title='PRATİK KALORİFER BİLGİLERİ &#8211; 1'>PRATİK KALORİFER BİLGİLERİ &#8211; 1</a></li>
<li><a href='http://www.burhaniyegundem.com/kalorifer-sezonu-baslarken.html' rel='bookmark' title='KALORİFER SEZONU BAŞLARKEN'>KALORİFER SEZONU BAŞLARKEN</a></li>
<li><a href='http://www.burhaniyegundem.com/isinmadan-kaynaklanan-cevre-sorunlarimiz-ve-mahalli-idareler-%e2%80%93-ii.html' rel='bookmark' title='ISINMADAN KAYNAKLANAN ÇEVRE SORUNLARIMIZ VE  MAHALLİ İDARELER – II'>ISINMADAN KAYNAKLANAN ÇEVRE SORUNLARIMIZ VE  MAHALLİ İDARELER – II</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.burhaniyegundem.com/pratik-kalorifer-bilgileri-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

